Otel odamızdan Mardin. Birazdan Manastır, Medrese, Cami turuna başlayacağız.
Deyrulzafaran Manastırı, Mardin'in Kızıltepe çıkışında, şehre çok yakın ama gene de oldukça ıssız bir tepenin üzerinde.
Bir önceki akşam yetişemediğimiz Mor Gabriel'i görmek için gene Midyat yollarına düşüyoruz, Midyat'tan Siirt yoluna çıkınca 23. km'de Mor Gabriel ıssız bir tepenin üzerinde ama ihtişamlı mı ihtişamlı. Bu arada mor Süryanice aziz demek.
Deyrulzafaran, Mor Gabriel'e göre daha az gösterişli. Ama ikisi de çok güzel. Her ikisinde de süryani rehberler ücretsiz sizi gezdirip bilgilendiriyor.
Mardin'de Zinciriye Medresesi, Kasımiye'den sonra gezdiğimiz ikinci medrese, aslında ziyaretçiye kapalı, bir ay kadar önce tepeden oldukça büyük bir kaya düşmüş çatısına zarar vermiş, zaten yavaş işleyen restorasyona da süresiz ara verilmiş, sohbet ettiğimiz iki memur ısrarlı ziyaretçilerden yılmış arada içeri alıyor, biz de şanslılardanız, gerçi kapısı en görkemli kısmı ve o da dışarıda.
Sırtımızı Mardin'e verdik, çay bahçesinde çay içiyoruz, etrafta Arapça, Süryanice, Kürtçe sohbetlere, biz konuşunca Türkçe de katılıyor.
Akşam Cercis Murat Konağı'nda yemek. Eski bir konak olan restoranın yöresel yemekleri yanında özel üretim şarabı da harika.