Taşkent
Özbekistan deyince ilk akla gelenlerden biri tabii ki Özbek pilavı, gerçi yerel rehberimiz, kendilerinin Özbek pilavı demediğini, her kentin kendi adıyla anılan pilavı olduğunu söyledi. Şöyleki biz gezimiz sırasında, Taşkent pilavı, Semerkand Pilavı ve Buhara pilavı adıyla değişik pilavlar yedik. Genel olarak havuç ve et ile zenginleştirilen pilav, sunumunda değişiklik gösteriyor.
Hemen cami, medrese turuna başlıyoruz, ilk durağımız aslında yeni bir cami, rehberimiz bu camiinin protokol camiisi olduğunu, önemli konuklar gelince burada namaz kılındığını söylüyor. Caminin adı Hazreti İmam camii, arkasında tarihi medrese ve camiisi de var. Ayrıca, tarihin bilinen en eski kuranı olduğu söylenen, Hz. Osman'ın okurken öldürüldüğü ve üzeinde hala kanı bulunan kuran da burada sergileniyor. Özbekistan'da camiler ikiye ayrılıyor. Büyük camiler normal zamanlarda kapalı, yalnızca bayramlarda ve cumaları açılıyormuş, küçük camilere ise mahalle camisi diyorlar ve her zaman açık. Rehberimiz sık sık laik olduğumuzdan diye başladığı cümlelerin birinde, ezan sesinin bu camilerden duyulmadığını da ekliyor.
Sonraki durağımız Timur Müzesi. Timur, bizim deyişimizle Aksak Timur, batılıların deyişiyle Timurlenk, Özbeklerin milli kahramanı. Biz de pek de önemsenmemesinin nedeni sanırım, 1402'de Ankara Savaşı'nda Aksak Timur'un, Yıldırım Bayezit'i yenerek, ölümüne kadar esir etmesi ve Osmanlı'da fetret devrinin başlamasına neden olması.
Müze girişine konulan yandaki afişi okumak için Özbek olmaya gerek yok.
Özbekistan'ın her yerinde Timur'un heykellerine rastlamak mümkün. Yandaki heykel de, Mustaqilik Meydanı yakınlarındaki parkta. Arkasında görülen yapı, Hotel Uzbekistan, anlaşılacağı üzere, komünist dönemden kalma.
Yandaki bina ise Kukeldaş Medresesi, aynı adı taşıyan ünlü mederese ise Buhara da. Kukeldaş süt kardeşi demekmiş. Pek çok medrese işlevini yitirmişken bu medrese hala okul olarak kullanılıyor. Buhara'daki ise restoran olmuş.
Taşkent'teki son uğrak yerimiz Charsu Çarşısı. Charsu, dört yol demekmiş (Farsça'dan, bize de çarşı olarak geçmiş). Her kentin çarşısı gibi keşmekeş ve kalabalık. Açıkta satılan ekmekler Özbekistan'ın simgesi gibi. Yuvarlak ekmeklerin ortasına basılan mühürler pek çok kentte hediyelik eşya olarak satılıyor.

Taşkent
Buhara
Semerkand
Taşkent, Orta Asya'nın en büyük kenti. 1966'da meydana gelen büyük bir depremde oldukça büyük zarar gören kent, Ruslar zamanında neredeyse yeniden inşa edilmiş.
Şehir, Rus mimarisine uygun parklar ve meydanlar ile bezeli. 1977'de inşa edilen Orta Asya'nın tek metrosu ise, Moskova'daki gibi ihtişamlı istasyonları ile ünlü, ancak fotoğraf çekilmesine izin verilmiyor.