Tunus: Şehirde
"Bab el Bahr" yani Deniz Kapısı, şimdilerde deniz Fransızlar'ın marifetiyle bir kilometre uzakta olsa da, kapı adını bir zamanlar denize açılmasından alıyor.
İşporta usulü ekmek satılan başka memleket görmedim ben, (belki daha çok gezmem lazım).
Birkaç yıl önce başlattıkları yaz saati uygulamasını bu yıl terkeden Tunus ile İstanbul arasında iki saat fark var, öğle saatlerinde vardığım Tunus'ta, ilk gün şehri keşfetmek için epey vakit var.
Ulusal liderleri Habib Bourgiba'dan adını alan bulvarın bir ucunda Bab el Bahr, diğer ucunda ise metal gövdesi ile saat kulesi yer alıyor.
Şehrin en ünlü camisi Ez Zeitouna Camii kiliseden bozma.
St. Vincente katedrali de Habib Bougiba bulvarı üzerinde.
Souk denen Kapalı Çarşı'nın bu Tunus versiyonunda kaybolmamak zor, birbirine son derece benzeyen yüzlerce sokak ve kapıdan oluşuyor. Gezgin çaycıdan çay içmek ise geleneksel, gel gör ki bu bulanık çay kesinlikle beni iç demiyor.
Tunus'ta cami kadar kilise de şehrin her yerinde karşınıza çıkıyor.
Arka sokaklardaki evlerin bakımsızlığı, bu anadili Fransızca olan Arap memleketinde ayrı bir hüznün izleri taşıyor.