Barselona'ya Ağustos gibi sıcak bir ayda gitmekle hata mı ettik derken, arada açıp kapanan hava sayesinde ne plajlarında      kaldı aklımız ne de gidip de görmemek olmaz denilen yerlerinde. İlk günün akşamı önce kendimizi Sagrada Familia'ya attık, tabi akşam olduğundan, içine giremedik ama, hemen karşısındaki güzel restoranda balıklar yendi, biralar içildi.

  Sonraki ilk kapalı günde Park Güel'e bir bakalım olduk.       Değişik mimari anlayışı ile Gaudi, geniş bir alanda, hayal gücünün ürünlerini olabildiğince sergilemiş.      Parkın içinde, Gaudi'nin bir süre kaldığı ev de var.      Tabi her yer gibi buraya da kuyrukta sıra beklemeden girmek hayal.

  Sagrada Familia gezimizi, asansörler çalışmadığı için erteleyip, Museu Picasso'da alıyoruz soluğu, orada da hatırı değer bir süre kuyrukta bekledikten sonra müzeyi gezebiliyoruz, sonrasında yerel bir lokantada Katalan usülü Tavuk yedikten sonra, Parc Ciutadella'ya doğru yola çıkıyoruz.

  Parkın içindeki bir kaç müzeden biri olan Zooloji Müzesi'nin yapısı çok hoş.     Parktan çıkarken Zafer Takı "Arc de Triumph" hemen gözünüze çarpıyor.     Takı geçip ilerleyince katedrale varıyorsunuz, ama inşaat halinde olduğu için pek resim vermiyor.      İçerisi de, diğer katedraller gibi...
 
  Sonrasında La Pedrera'ya gidiyoruz, Gaudi'nin La Rambla üzerindeki deformasyona uğramış apartmanına.     İçi de dışı kadar enteresan.    Bir de çatısından Barselona manzarasının tadına varmak gerek.     Korktuğum da belli fotoğraftan.     Kentin neredeyse her yerinden görülen Sagrada Familia tam karşımızda.    Biraz da soluklanmak gerek arada.

  Pedrera'dan çıkıp, Monumental'e doğru gidiyoruz. 2004'te Barcelona'da binlerce imza toplanarak boğa güreşinin yasaklanması istenmişse de, yılda yüz boğa'nın öldüğürüldüğü güreşler devam ediyormuş.    Neyse ki, oradayken güreş yoktu da rahat rahat boğaların çıktığı yerden poz verebildik.     Ahırlarda da kimselere rastlamadık.

   Monumental'den La Rambla'ya dönüp aşağı marinaya doğru yürüyünce karşımıza Kristof Kolomb'a atfedilmiş Colom çıkıyor.     Güneşin yönünden iyi bir fotoğraf almak pek mümkün olmuyor.     Başka bir gün teleferik yolculuğunda daha iyi bir fotoğraf yakalamak şansımız oluyor.

  Colomdan kafanızı sağa çevirince güzelim gümrük binası ben de buradayım  diyor adeta.     Sola baktığınızda ise Marina tüm ihtişamı ile karşınızda.      Marinaya gelmişken Akvaryuma da uğramadan olmaz.

  Üçüncü denememizde, asanörlerin de çalıştığı bir gün, Sagrada Familia  ziyaretimizi gerçekleştirdik. İnşaatının 1882 yılında başladığı, bitmek bilmeyen bu Gaudi eseri, sanki bitince büyüsü bozulacakmış gibi duruyor.      Katedralin her yüzü bir diğerinden farklı güzel!      Şahsen ben en çok kübizm etkisindeki bölümleri sevdim.         İçerisi de şimdiye kadar gördüğümüz katedrallerden farklı olacak gibi, hayırlısı ile biterse.     Tabi kulelere tırmanıp da manzaraya bakmamak olmaz.     Buradan, tüm Barselona, ayaklarınızın altında.

  Öğlen acıkınca, memleket hasretini de bu dönercide giderdik.    Akşamına da Plaça Reial'deyiz.

  Barselona'ya son bir bakış için teleferiği seçtik.     Teleferikten Barselona'ya son son baktık, öğleden sonra uçuş var.
Barselona, 3-12 Ağustos 2007
Sagrada Familia'da akşam yemeği
Parc Güel
Parc Güel
Casa de Gaudi
Casa de Gaudi, kuyrukta
Sagrada Familia
Museu Zoologica
Arc de Triumph
Cathedral, dışardan
Cathedral, içerden
La Pedrera
La Pedrera, içerden
La Pedrera, Korkuyorum Anne!
La Pedrera, çatıdan
La Pedrera'dan Sagrada Familia
La Pedrera, yorgunluk giderirken
Monumental
Monumental, ahorların önünde
Monumental, arenada
Colom
Colom, karanlık
Colom, teleferikten
Gümrük Binası
Marina
Akvaryum
Sagrada Familia
Sagrada Familia, detay
Sagrada Familia'da ben
Sagrada Familia, içerden
Sagrada Familia, kuleden manzara
Sagrada Familia, manzara
La Bella Istanbul
Plaça Reial
Teleferik
Teleferikten şehre bakış
Teleferik'ten plaj
Resim ağırlıklı sayfa için burayı tıklayın (hızlı internet bağlantısı için önerilir)